Trabzon'da Gezilecek Yerler

2016-09-20 13:21:00

Merhabalar; yakın bir arkadaşıma Doğu Karadeniz Turu hakkında hızlı ve çok özet bilgiler verirken sonradan bunu bloguma da ekleyeyim dedim :) Düzenlenmiş halini sonradan paylaşacağım ama şimdilik bu yazının da işinize yarayacağı ümidiyle, ışığınız güzel olsun :)  Öncelikle yakın mesafelerden başlayıp uzak noktalara doğru gidelim, ben anlatayım artı eksi yönlerini tercihi size bırakayım..    Önce, sonradan büyük tartışmalarla camiye çevrilen Ayasofya Müzesi'ni görün eğer sabah ziyaret etme fırsatınız olursa burada bir kahvaltı yapın, Ayasofya'nın hemen yanında Müze Cafe var burada harika yöresel kahvaltılıklar bulabilirsiniz. Buradan çıkınca Meydan'a ulaşın, meşhur Uzun Sokak'ta bir tur attıktan sonra Maraş Caddesi'nde ki Yapı Kredi Bankası arasından çıkınca ulaşabileceğiniz eski adı Kostaki Konağı olan Trabzon Müzesi'ne ulaşabilirsiniz. Bu konak 1838'lerde İtalyan Mimarlar tarafından yapılmış ve sonradan Hükümet Konağı, Kız Meslek Lisesi gibi amaçlar için kullanılmıştır. Müze'nin arka tarafını dolaşarak en alt katta bulunan arkeolojik eserleri görmeyi unutmayın :) Hemen burdan çıkınca size 200mt uzaklıkta ki Postahane'nin yokuşundan aşağı doğru bi 50mt yürüyün sağda ki duraktan köşk için otobüsler kalkar bu otobüslerle Atatürk Köşkü'ne ulaşın, köşkün hemen altında çamlık alan var burada yürüyüş yapabilir güzel zaman geçirebilirsiniz ve özellikle dik ağaçları aşağıdan çekerek çok iyi fotoğraflar çıkarabilirsiniz ;) Köşkte'ki durağı kullanarak yine meydana ulaşın ve bu kez buradan Boyner'in hemen arkasında ki köprünün altından kalkacak olan Boztepe Piknik Alanı dolmuşlarına binin, Boztepe'ye gelmede... Devamı

MİSTİK EJDERHALAR ŞEHRİ LJUBLJANA

2015-01-22 16:39:00

  Açık söylemek gerekirse Ljubljana beklentilerinizi karşılayamayacak kadar küçük bir başkent. Slovenya nüfusunun yaklaşık %20'sinin burada yaşadığı söyleniyor. Yeşili ve su kaynağının çok olduğu ülkede tarım kaçınılmaz bir faktör olarak gözükse de meyve pazarında kavun karpuz bile dilim işi satılıyor.  Yüksek kuleli yapılarının Avrupa'da daha önce gördüğüm binaları andırdığını düşünüyorum ama burada diğerlerine göre gözle görülür bir fark var. Mesela daha düzgün bir yerleşim var Ljubljana'da ve cepheler daha düzgün. Örneğin İtalya'da güzelim cephelere asılan rengârenk çamaşırlar gördük ve acaba insanlar bu güzelim cephelerin farkında değil mi diye düşünmekten alamamıştım kendimi. Ljubljana bu anlamda tarihe de daha çok önem veriyor, bunu sadece cephelerden değil sanata da sahip çıkmalarından anlamak mümkün. Örneğin, her Avrupa ülkesinde olduğu gibi burada da pek çok meydan var ve meydanlar genelde edebiyatçı ya da sanatçı isimleriyle anılıyor.  Yugoslav Federasyonu'ndan kalan evler bir tarafa, burada göreceğiniz en meşhur şey Ejderhalardır. Her yerde ejderha var öyle ki, Slovenya'nın bayrağında bile ejderha var. Peki nedir bu ejderhanın hikayesi hemen paylaşayım. Kentin simgesi olan bu ejderhaların çok farklı bir hikâyesi var. Ejderha heykellerinin bulunduğu “Ejderha Köprüsü” de kentin en önemli yapısı. Turistler için bu heykellerin önünde fotoğraf çektirmek, olmazsa olmazlardan biri tabii ki… Anlatılan Yunan efsanesine göre, kahraman Jason ve Argonotlar (Altın arayıcıları) altın postu bulduktan sonra evlerinin yolunu tutmak i... Devamı

ROMA EZGİLERİ

2014-03-19 02:07:00

Ve nihayet Roma’dayız. Bu kente ilk defa geliyor olmama rağmen, burası benim için özel anlamlar ifade ediyor. İlkokuldan beri hemen hepimizin kulağında aşina olduğu yerdir bu şehir. Orta ve lise eğitimimizde de özellikle vaktimizi alan bu Avrupa şehri, üniversite yıllarımda Mimarlık Fakültesini tercih etmemle birlikte bende ki kıymetini epeyce yükseltmiştir. Mimarlık diyorum çünkü İtalya’nın başkenti Roma’da yıllar önce yapılmış tarihin önde gelen yapıları halen dimdik ayakta. Bundan daha da enteresan olanı ise, bu binaların her biri halen işlevsel ve turistler için harikulade adresler.  *** Sabah 10.00 gibi Roma’ya varıyorum otelime yerleşiyor ve güzelce istirahat ediyorum. Öyle halsizim ki kahvaltıyı düşünmüyorum bile. Kaldığım yer bungalov tarzında havuzlu ve butik bir otel, buraya gelen çoğu turist burayı tercih edermiş. İçerde kamp alanları ve liseli öğrencilerde var. Bir kaçıyla tanışıp sohbet etmeyi ihmal etmiyorum tabi ama şu bir gerçek; ergenin Romalısı Türk’ü yokmuş, ergen her dilde ergenmiş. (şakalar, gülüşmeler) *** Minik istirahatımın hemen arkasından kendimi sokağa atıyorum ve ilk durağım Kolezyum (Collesium). Aslında pek çoğumuz bu dünya mirasını bu isimle tanıyor olsak ta bu yapıtın asıl ismi; Flavianus Amfitiyatro’dur. Sonradan, girişteki heykelin adını alan arena “Kolezyum” ismiyle tanınmaya başlanmıştır.  İmparatorlar burada Roma halkını eğlendirmek ve biraz da kendi eğlenceleri için gladyatör dövüşleri düzenlermiş. Bunlardan başka; pek çok halk gösterileri, taklit deniz savaşları, hayvan avcılığı, infazlar, meşhur savaşların yeniden canlandırılması ve klasik mitolojiye dayanan dramalar olurmuş.  Ve unutmadan önemli bir ayrıntıyı daha sizinle paylaşmak istiyorum... Devamı

FLORANSA’DA KAYBOLALIM MI?

2014-03-19 02:04:00

Bir dönem İtalya Krallığına başkentlik yapan, şimdi ise Kuzey İtalya’nın Toskana Bölgesi’nin başkenti sayılan Floransa’dayım. Gece saatleri… İtalyanlar böylesi durumlarda hangi deyimi kullanırlar bilmiyorum ama Floransa sokaklarında şuan in cin top oynuyor.  *** Saat sabahın 3’ü ve hava, serin diyip sevimlileştirilemeyecek kadar soğuk. Otobüsten indiğimiz noktanın hemen önünde harikulade bir bina ve o binanın girişinde rüzgâra kafa tutan bir etiket var. Biz Türkler her nedense, gittiğimiz yerden bir çer çöp bulur hatıra diye saklarız ya he işte ben de tam olarak o sebepten olacak, duvarda zorla tutunan bu etiketi, zaten görsel kirlilik oluşturduğunu düşündüğüm için koparıyorum ama etiketin üzerine ne yazdığını bilmiyorum tabi… Gerçi ne olabilir ki çok çok bir pizzacının hızlı sipariş etiketidir. (birazdan onun öyle bir şey olmadığını öğreneceğim) *** Orijinalinin 1227 yılında yapıldığı Ponte Alle Grazie köprüsü üzerindeyim. Nehre düşen hilali fotoğraflamaya çalışıyorum, deklanşörüm her patladığında, sesi sokakta yankılanıyor. Sadece bu sebepten bile bir sürü gereksiz fotoğraf çekmişimdir burada gerisini siz düşünün... Şehir çok sessiz olmasına rağmen, bir o kadar da keyifliydi bu arada, Floransa geceleri sessiz oluşu ile ayrı bir güzellik sunarken, bisikletlerin yol boyunca sağlı sollu park edilmeleriyle de bu caddede görsel bir güzellik oluşuyordu.    Fotoğraflarımı biriktire biriktire şehrin içine doğru nüfuz etmeye başlayacaktım ki; beni bir Eiffel kadar heyecanlandıran o manzara ile karşılaştım: Ponte Vecchio Köprüsü… Bu köprü, üzerinde ki rengârenk evler ve altından g... Devamı

ALP DAĞLARI’NDAN FLORENSA’YA YOLCULUK

2014-03-19 02:03:00

Gecenin sabaha karşı saatleri, Paris’ten ayrılıyorum. Aklımda ilk defa gideceğim Venedik var. İtalya sınırlarına girmeden önce İsviçre’den geçeceğimiz haberlerini alıyorum. İsviçre’ye kadar gitmişken Alp Dağları’nı da bir görsek mi diyoruz ve hemen ardından cevap olumlu, Alp Dağları’na gidiyoruz!  ***   13 saatlik bir yol beni bekliyor! Her ne kadar sıkıcı gibi dursa da bu güzergâhta yolculuk öyle keyifli ki! İsviçre’ye özgü dik çatılı evler, tepeleri karlı ve her biri Erciyes’i andıran dağları ile burası muhteşem bir açık hava müzesi gibi… Alp Dağları denilince insanın aklına iki şey geliyor. Bunlardan biri; çoğumuzun hatırlayacağı o meşhur çizgi film karakteri Heidi, diğeri ise mor benekli inekleriyle Milka çikolataları.  Ama ben bunlara ilave olarak bir de hamur işinden bahsetmek istiyorum Alplerin… Hamur işini gerçekten çok sevdiğimden midir nedir bilinmez, burada bir market ya da büfe gibi bir yere giriyorum sabahın çok erken saatleri. Yaz ayları olmasına rağmen hava hafif sisli ve hatırı sayılır derecede soğuk… Ekmekler öyle bizim alıştığımız gibi yuvarlak ya da teklik tarzında değil. Uzun ve ince hamur işleri özel elektrikli fırınlarda pişiriliyor ve taze taze kendilerine özel ambalajlarında insanlara sunuluyor. Yaklaşık 40cm uzunluğunda ki ekmek öyle lezzetli ki, yedikçe yiyorsunuz. Ben bu ekmeğin lezzetiyle kendimi kaybetmek üzereyken, yanıma sokulan bir arkadaşım gelip ağzımın tadını bozuyor… Diyalog aynen şu şekilde bakın: +Süleyman o ekmeğe neden o kadar para verdin?  -Ne verdim ki ya hu 4 Frank. +E tamam işte niye 10Lira verdin yani, bu 3.alışın hem de, varsa eğer bilmediğimiz bir şey biz de alalım diye soruyoruz.  E tabi 15 ülke birden gezince haliyle... Devamı