PARİS

2014-03-19 02:00:00

… ve nihayet Paris’teyiz *** Fransa çocukluğumdan beri en çok merak ettiğim ülkelerden biriydi benim için. Çünkü bizim memlekette en çok Almanya’ya gurbetçi olarak gidilirdi, bir de Fransa’ya. Seksenlerin sonları, doksanların başlarına denk gelen o dönemde, oraları görenlerin ağzından bir sürü acayip hikâye dinlerdik. Tabi o zamanlar Almanya’da işçi olmak Türkiye’de yaşayanlara göre büyük olay. Biz de çocuk aklımızla bu hikâyeleri dinler kafamızda koca koca hayaller kurardık. Ben nerden bileyim, gün gelecek bir gün bende Fransa’ya gideceğim, sonra benden köşe yazarı olacak, gidip gezdiğim Fransa’yı size buradan anlatacağım. Hem de Paris’i… Olacak şey değil! Doksanların başında Trabzon’da ben hala, karayemiş ağacından yaprak toplar, sonra ondan fırfılak yapar, akşama kadar onun peşinden koşardım. Ne Paris’i ne Fransa’sı! Biz o zamanlar Almanya’ya giden dayılarımıza Alaman’cı derdik. Gerçi yurt dışında olması yeterdi, Fransa’da yaşayan gurbetçide bizim için Alaman’cıydı, hoş hala öyle…  *** Zaman nasıl da geçiyor. Öyle yorgunum ki; Yunanistan, Makedonya, Sırbistan, Macaristan, Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Almanya, Hollanda, Belçika derken bugün sizler için araştırdığım, fotoğrafladığım onuncu ülkedeyim. Fransa’dayım. Şanzelize Caddesi ya da Bulvarı denilen yer, Fransızların Eiffel’den sonra en çok övündükleri yerdir. Dünya’nın en güzel ve en özel bulvarı olarak gösterdikleri bu cadde üzerinde; pahalı moda dükkânları, dünyanın önde gelen en pahalı araba ve giysi markaları, kafeler ve restoranlar var. Vitrinler öyle &oum... Devamı

BRÜKSEL’E İŞEYEN ÇOCUK

2014-03-19 01:57:00

Sabahın ilk ışıklarıyla Amsterdam’dan ayrılıyorum, Paris’ten önce Belçika’ya uğrayıp Brüksel’i görme arzusundayım. Bulunduğum noktadan Brüksel demek yaklaşık 3 saatlik bir mesafeyi kat etmek anlamına geliyor.  Gerçi Avrupa’da bir saat yol, bazen iki ülke anlamına gelebiliyor. Ama bizim oralarda öyle mi?  Mesela Bodrum ile Milas birbirini takip eden iki Muğla ilçesidir ama bir otobüsle gitmeye kalksanız burası da yaklaşık bir saat sürmektedir. Yani Muğla’nın iki ilçesi arasında ki mesafe Avrupa’da iki ülke arasında ki mesafeye denk gelebiliyor. *** Açık hava müzesi formunda ki Belçika, birkaç yüzyıl önce bir bataklığın kurutulması sonucu ortaya çıkmış bir şehirdir deniliyor. Hatta Fransızca ‘Bruxelles’, Felemenkçe ‘Brussel’ olarak bilinen bu kent, bataklığın içindeki yerleşim yeri anlamına geliyor. Bu eski bataklık kentini gezmek için çok fazla vaktim yoktu aslında ama ne kadar görürsem, beynim ne kadar fotoğraf çekerse o kadar kârdayım. Kendime vermiş olduğum bu gazla dik rampalarla zenginleşen kente bir dalış yapıyorum. Şehrin merkezine doğru inerken dar ve kıvrımlı caddelerden geçtiğim oldu, işte o an sanki bir suyun içinde ilerliyormuşum hissine kapıldım. Hava yağmurluydu o sıra Brüksel’de, yüzüme gelen bir damla ile irkildim ve karşımda yükselen bina bana bu şehrin önemini anlatmaya başladı sanki. Avrupa Birliği'nin 3 ana kurumu olan AB Komisyonu, AB Bakanlar Konseyi ve Avrupa Parlamentosu içinde ilk ikisinin resmi organlarının büyük çoğunluğu Brüksel'de bulunuyor. (Ayrıca NATO Merkez Karargâhı da Brüksel'dedir bunu da demeden geçemeyec... Devamı

ÇİÇEKLİ BALKONLARI VE ROMANTİK KANALLARIYLA AMSTERDAM

2014-03-19 01:56:00

Biz daha yoldayken, kızlı erkekli arkadaşlarımız bir şeyler konuşmaya başladılar, konuştuklarından “Red Light” diye bir şey çıkarıyorum ama anlamlandıramıyorum. Türkçesi “Kırmızı Işık” ama Amsterdam ile ilişkisi ne?  Bu geziye çıkmadan önce aldığım kapsamlı bir gezi rehberi vardı onda arıyorum yine yok… Dedim bunda da yoksa önemli bir şey değildir herhalde… Amsterdam’a indiğimizde gece yarısı saat 02.00’yi gösteriyordu. Deli gibi yağmur yağıyor ve dediler ki; koşun red light’a gidiyoruz. Dedim haydi.  *** Dar sokaklarından ve kanallarının o hoş sedalı soğuk kaldırımlarından yürüyerek içinde kırmızı ışıkların yandığı ve birer metrekarelik odalara sıkıştırılmış onlarca dans eden yarı çıplak kadınlar gördük! Bu muydu dedim kilometrelerce dil döktüğünüz red light? Sonradan öğrendim ki, bu kadınlar ilişki yaşadıkları insanlardan belirli bir miktar para alıyorlar ve zaten buraları devlet tutuyormuş ve bu kadınlara kiralıyormuş. Kentin başka hiçbir yerinde fuhuş olmuyor, yani red light dışında fuhuş yasak. Ama şu anekdota da değinmeliyim ki; bu bölge Amsterdam’ın en merkezi yerinde ve bakmayın benim bilmediğime burası dünyaca ünlü bir yer imiş. Yani bizim tabirimizle şehrin göbeğinde bilindik bir yer… Bir anlamda, bu pisliği yok edemeyeceğini anlayan hükümet onları belirli bir çember içine almış ve buralara denetçiler koymuş. Her ufak odanın içinde ayrı ayrı vergi levhası var ve bu kadınlar işçi olarak ta tabir edilebiliyor. Çünkü bu kadınların her yıl, ödedikleri bir vergileri bulunmakta. İşin biraz daha detayına inince bakın nelere ulaştım; Avrupa’da, yüzlerce kız evlerinden iyi bir dans kariyeri için ayrılarak Batı Avrupa ülkelerine göç... Devamı

HANNOVER'DEN AMSTERDAM'A

2014-03-19 01:55:00

Ve artık Prag’la olan birlikteliğimiz burada son buluyor. Yeni insanlar tanımaya, başka başka coğrafyalar keşfetmeye gidiyoruz yine. Yolumuz bu kez Almanya’nın Aşağı Saksonya (Niedersachsen) eyaletinin başkenti olan Hannover’den geçiyor, hedefimizde ise Amsterdam var. Nüfusu 515.000'in üstünde olduğu söylenen Hannover, II. Dünya Savaşında çok zarar gördüğü için tarihi mekânlar adına oldukça fakirdir. Bu kent tarihi dokuları olan bir yer sanılmasının aksine, geniş yeşil alanlara ve parklara sahip.  Aynı zamanda Almanya'nın en büyük fuar kenti olan Hannover Dünyaca ünlü Expo 2000’e de ev sahipliği yapmıştır. Ben bu fuara yetişememiş olsam da bilmenizde fayda olacağını düşündüğüm Cebit Bilişim Fuarı da her yıl burada düzenmekte ve kent bu yönüyle oldukça turist çekmektedir.  *** Amsterdam’a hava kararmadan yetişmek için acele ediyoruz, ama Hannover’in düzenli bahçeleri ve yemyeşil arazilerine gizlenmiş ufak değirmenleri öyle hoş ki hepsi bir bir bizi selamlıyor, arada bir gördüğümüz minik tarihi kiliseler ise ‘gitmeyin’ diye dua eder gibiler… Kalıyoruz! Bizim oralarda Erzurum soğuğu ne ise burada da Almanya soğuğu o emin olun, hava çok soğuk ve aşırı derecede yağmur var (ki yaz aylarında olmamıza rağmen) çok üşüdük. Otoban üzerinde seyrederken kilometrelerce uzunlukta bir araç kuyruğu oluşacak birazdan ve bunun sebebi Almanya’nın son 20 yılının en büyük trafik kazasına tanıklık etmesi olacak ve bizler ise bu kazanın tanıkları olacağız… Neyse ki biz kazanın kurbanlarından değil, kapalı olan trafik kuyruğu mağdurlarından olacağız… Olduk! Bu arada bizim, Amsterdam’... Devamı

MASALLAR ŞEHRİ PRAG

2014-03-19 01:54:00

Bridge Vlatava Nehri üzerinde bir sürü köprü olduğunu biliyorum ama belki de bunlardan en önemlisi Charles Bridge Köprüsü. Çünkü bana göre bu köprü gerçekten çok emektar. Bir kentin iki yakasını bir yana getirmekle kalmayıp birçok savaş, direniş ve doğal afet görmüş ama tüm bunlara rağmen hala tarihe meydan okuyor. Bu köprü'de bulunan sağlı sollu heykeller karşıda ki manzarayla bütünleşince, ortaya akıl almaz bir manzara çıkıyor… Charles Köprüsü, araç trafiğine kapalı olduğu için rahat rahat gezip, etraftaki müzisyenleri dinleyip, sevdiklerinize ve ailenize hediyelik eşya alabileceğiniz bir yer. Köprünün girişindeki kuleye çıkarak bu eşsiz güzellikte ki sanat mimarisinin ve Masal Şehri Prag'ın keyfini çıkarabilirsiniz.  Charles Bridge'de yolunuz sonlanınca bu kez sizi bekleyen bir başka tarih köşesi; Prag Kalesi olacaktır. Az kalsın unutuyordum! Köprü biter bitmez dünyaca ünlü Franz Kafka Müzesi’ni görüp, burayı fotoğraflamadan dönmeyin isterim ha bilesiniz.  *** Şimdi bulunduğunuz bu noktadan şehrin içine doğru nüfuz edelim ve aheste aheste, nehir yönünde elimizde ki haritanın ışığında ilerlemeye devam edelim. Ara sokakları tercih ederek yapacağımız gezintiler, bize Prag'ın  "maket şehir" olduğu hissini daha fazla yaşatacaktır. O yüzden ara sokakları asla ihmal etmemenizi öneririm. Yolumuz birazdan Prag Kalesine çıkacak… Kale'ye doğru giderken Vltava Nehri ile Eski Şehir Meydanı arasında kalan Yahudi Bölgesini göreceksiniz. Buraları ziyaret etmenizde fayda var zira eski hali ile Avrupa'da korunan en eski sinagogları bura... Devamı