FUTBOL SPOR MUDUR?

2013-07-11 00:20:00

Haftalardır bir Trabzonspor kongresi aldı başını gidiyor, ülke hatta dünya gündemi kırk kere değişti ama bizim gündemimiz kongrede takıldı kaldı. Ya hu kongre olmasın demiyorum, olsa ne olacak diyorum? Bu takımın ilacı belli! Hani bu işi bu kadar dallandırmanın gereği var mıdır? Kongre sonucu bir tane başkan seçilecek ama öyle paralar harcandı ki, bu paralarla Trabzonspor’un bu dönem ki borçlarının ödenmesi mümkündü! Hem vakti, hem de paramızı çarçur atiğimiz için yıllardır şampiyonluk özlemi çekiyor olamaz mıyız, ne dersiniz? - Hadi ama şimdi bunun da payı yok diyemezsiniz…  Kente gelen bir turistin “yerel seçim hazırlıkları” içinde olduğumuzu sanmaları gayet doğal bir tepki olacaktır. Çünkü şehrin dört bir yanında, baya bildiğiniz seçim büroları konumlandırılmış; reklamlar, pankartlar, yüzlerce hatta binlerce kişiye verilen yemekler ve daha nicesi… Harcanan paraları ya da milli ekonomiyi düşünen var mı? Yok… Peki, o zaman sorarım; “futbol bir spor mudur?” Eğer futbol spor ise, spor sağlık değil midir? Biz sağlık dediğimiz şey için birbirimizi öldürüyor hatta içten içe bölünüyoruz ve terör dağdan önce yeşil sahada, tribünde başlıyor farkında değiliz. Ya bırakın Allah aşkına! Tamam, birey olarak hiçbirimiz gangster sayılmayız ama birkaç kişi bir araya geldiğimizde, hepimiz teröristiz! Döner bıçakları, bira şişeleri, biber gazı, cop, tekme tokat vs vs aklınıza gelen her türlü şiddet türevi içinde… Eğer spor bu ise ben yoğum! Haklar yenmedi mi? Yendi. Emeğimize dil uzatılmadı mı uzatıldı! Tepkisiz mi kalalım? Tabii ki hayır! Ama yıllardır bunun peşinde olup ta, halen bir sonuç alınamadıysa, bi... Devamı

ANNELER GÜNÜNÜ KUTLAMAYACAĞIM (!)

2013-07-11 00:19:00

  Anneliği ben, hep bir başyapıt olarak gördüm hayatımda. Kadın olmak öyle bir başrol ki yaşadığımız şu kısa filmde, anlatmaya hiçbir cümlenin kudreti yetmez… Kadın olabilmenin ülkemizde ki zor meziyetinden bahsetmiyorum… “Doğurmak” diyorum hani, düşünsenize ya hu,  yani insanın içinden insan çıkması hadisesi… Nasıl bir mucize… Annemin yanına gittim az önce, elimi omzuna koydum, gözlerinin içi güldü sonra… Hayır dedim ‘anneler gününü kutlamayacağım’ sonra yüzünün halini görmeliydiniz… “Bu 12 Mayıs’ta da annesi olmayanları anlasak ne olur ki, bugün sen olmasaydın mesela” dedim. Dondu bir an zamanla birlikte, çünkü söylediklerimi yaşıyor ve yaşatıyordum ona, sarılmadı bile bana ama gözlerini neden kaçırdı benden hala anlamış değilim… Şuan mutfakta ve elinin altında ki yemekle uğraşıyor muhtemelen, bir de ona dediklerimi düşünüyordur. Kesin… Ben ise odamda size yazıyorum ve hayatta olmayan tüm annelere! Şimdi benim de annem yok, aramızda bir duvar var sadece şuanda! Diğer anneler ile de öyle aslında, arada bir duvar var sadece, adı da “göz kapağı” anlayabilene… Bugün ne yapalım isterdiniz? Profil fotoğraflarımızı ne olarak değiştirelim, yanlarına hangi yoldan gidelim, onlara hangi çiçeği alalım bugün, bugün hangi şarkıyı dinleyelim? Üç ayların da gelmesini bahane ediyorum biraz sanki ama ben bugün hayatta olmayan anneler için niyetliyim, onlar için duacıyım… Bugünü kutlayanların karşısında değilim tabi, benim ki sadece bir farkındalık yaratmak o kadar, ama şunu da hatırlatmakta fayda var; annelerin kıymeti öyle bir günde anlaşılmaz, onu kaybetmeden kimse... Devamı

Şiddete Fırça At (!)

2013-04-30 15:24:00

  Son dönemlerde, sosyal olaylara tepkisini dile getirme konusunda başı çeken Trabzon, bu kezkadına şiddete dur dedi. Şimdiye kadar, ortaya koyduğu tepkiler ile adından sıkça söz ettiren İzmir’in pabucu dama atan Trabzon Büyükşehir bu gidişle tahtı İzmir’den alacak gibi. Ama bu bilinci eğitime bağlıyorum ben ve öğretmenlerimin ellerinden öpüyorum. Söz konusu kadın ve kadına saygı olduğu zaman, onları en çok sahiplenmesi gereken bölgelerin başında Karadeniz gelmelidir. Çünkü Karadeniz’in, özellikle de Trabzon’un kadını çalışkandır, dinamiktir ve bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjiye sahiptir. Sırtında çocuğu elinde kazması, patates ocağı vururmuş benim anneannem mesela oradan bilirim… Onlar hem bizi idare etti, hem sırtındaki çocuğu, hem göğsünde ki bebeği, hem tarladaki bostanı, bir de evinde ki kocayı! Onların da işi zor, e onları da birileri anlamalı diye düşünüyorum. Ya hu zaten, onları anlayan birileri olaydı onlar gidip kadın dernekleri kurmaz, kendi aralarında gün yapmazlar, gelir akşama kocalarıyla dertleşir o da onlara yeterdi. Demek ki biz erkekler, bir yerlerde yetersiz kalıyor, kendimizi ifade konusunda zayıf taraf oluyoruz. Kadınların her zaman ilgiye ve bir demet çiçeğe ihtiyacı vardır beyler… (tebessüm ediyorum bunu yazarken) Bakın o kadın derneklerinden bir tanesi de Trabzon’da kurulmuş. Adı da Femin&Art. Yani hem kadın, hem de sanat. İsimde derin bir anlam var, kadın ve sanat diyorlar yani anlayın. Evet,kadın bir sanatçıdır ve Allah’ın elçisidir bana göre. Çünkü Allah, yarattığı hiçbir canlıya müjdelemediği şeyi onlar için müjdelemiş ve demiş ki “Cennet Anaların Ayağı Altındadır” Bir düşünsenize,... Devamı

#TrabzondaLösemiliÇocuklarHastaneİstiyor

2013-04-30 15:21:00

Sosyal medyanın gücü her geçen gün artıyor. İnsanlar artık taleplerini dilekçelerle dile getirmek yerine Facebook ve Twitter gibi sosyal medyalar aracılığı ile iletiyorlar. Çünkü geri dönüşleri dilekçelerden hızlı ve muhatabı olunan kişi belli oluyor. Hal böyle olunca, işler kolay halledilir oldu kâğıt kalem rafa kalktı ve insanlar bir anlamda sosyalleşti. Bununla birlikte sosyal sorumluluklara da eğilim bir hayli artmış oldu. Mesela lösemi hastalığı… Yıllar önce de var olan bu ciddi sorun, o kadar yazılıp çizilmesine rağmen, bu kadar kısa sürede gündem olamamıştı hiçbir zaman. Ancak son zamanlarda yapılan “sosyal protesto” ile bu konu gündemin ilk sıralarına taşındı.  Zaman zaman bu sosyal gücü kontrolsüz kullandığımız olsa da, bu gibi durumlarda da işe yaramıyor değil hani… Geri dönüşlerin erken olmasının ve kâğıt üzerinde değil de bu şekilde iletişimin sağlanabiliyor olmasının birkaç sebebi olabilir. Mesela onlardan biri; pek çok devlet adamının ya da ekonomiye yön veren iş adamlarının bir sosyal ağ hesapları var ve bunlar gündemi buradan takip eder oldular. Yani günlük gazeteni alma fırsatın olmamışsa ya da ana haber bültenlerini kaçırmışsan eğer üzülmüyorsun, açıyorsun hemen Twitter hesabını, giriyorsun TT (Top Tweet) listesine ve buradan da en popüler konulara, her şey önüne seriliyor zaten. Oradan da linkler üzerinden o link senin bu link benim derken haber turu, hava durumu, sinemalarda neler var gibi pek çok konudan anında ve en güncel şekliyle haberdar oluyorsun. Hatta öyle bir zaman oluyor ki, artık vatandaş gönüllü muhabir olmuş durumda. Hayır, işimizi elimizden aldılar valla… Olay anına tanıklık eden ve yoldan geçen bir kişi, muhabir ağzı... Devamı

Ne Çektin Be Çömlekçi Ne Çektin!

2013-04-30 15:19:00

Yıllardır hangi siyaset adamı, hangi belediye başkanı geldiyse geldi hiç biri dindiremedi bu kanayan yarayı. Onlarca sitem, yüzlerce dilekçe, binlerce köşe yazısı yazıldı edildi ama Çömlekçi’nin kaderi “fuhuş yatağı” olmaktan öteye gidemedi.  Sağır Sultan dahi artık bu muhitin hangi amaca hizmet ettiğini biliyor. Hatta bu semt ile dışarıda ünlendiğimiz yerler var, bunu hiç biriniz inkâr edemezsiniz! Şehrin tam göbeğinde insan ticareti yapılıyor ama sanki hiçbir şey yokmuş gibi Çömlekçi’nin sakinleri orada yaşamaya, esnafı işine gücüne devam ediyor, dolmuşlar yolcu indirip bindiriyor. Peki, kim bu bozuk çarka bir çomak sokar, hangi yiğit delikanlı gelir de bu düzeni bozar dersiniz? Bilmem… Bekliyoruz, 61 projeden ümidimiz var hala!  61 proje içinde en çok sevindiğim proje Çömlekçi’nin dönüşümü projesi olmuştu ama böyle giderse, bu dönem Çömlekçi projesi yetişmeyecek gibi Doktorum! Ne gerekiyorsa yapalım da şehrimizin üzerinde ki bu kara lekeyi kaldıralım artık! Çömlekçi; Trabzon gibi tarihi ve geçmişi tertemiz olan bir coğrafyanın namusudur. Çömlekçi’ye sahip çıkmak, Trabzon’un yeni yetişen genç zihinlerine ve bedenlerine yapılacak en büyük hizmet olacaktır.  *** Benim Trabzon Belediyesi’ne önerim, Çömlekçi kentsel dönüşümünden sonra bu semtin adının değiştirilerek yöre ve kültürümüzü anımsatacak yepyeni, tertemiz bir isimle anılması olacaktır.  *** Bu muhitte beni en çok rahatsız eden şey, tüm dolmuşların yanı sıra gelecek nesle ilim adamı yetiştirecek olan Avrasya Ün... Devamı