TRABZON’UN SAĞLIĞI KİME EMANET DERSİNİZ?

2013-04-05 23:34:00

  Her işin başı sağlık derler hani, o yüzden bu köşenin de başı sağlık olsun istedim. Bu arada geçen hafta Diyarbakır’dan seslendim sizlere, bu yazımı ise İstanbul’dan yazıyorum sizlere. Bu hafta başında Trabzon’a döndüğümde Akçaabat Haçkalı Baba Devlet Hastanesi çalışanlarının serzenişlerine kulak verdim, bir hayli dertli görünüyorlardı ve özellikle temizlik gurubu elemanları öyle dertliydi ki bir dokun bin ah işit derecesindeydiler…  Her işin başı sağlık diyoruz ya hani, aslında ülkemizde her işimizin başının sağlık olmadığını, size anlatacağım bu kısa hikâyeden sonra siz de anlamış olacaksınız.  Akçaabat Devlet Hastanesi, açıldı açılacak açılmalı mı gibi sorular kulislerde gezerken bir yattık bir kalktık, baktık ki Karayolları 10. Şubesi yerinde kocaman bir hastane kurulmuş ve tüm bu sorular rafa kalkmış. Şimdi ise bu sorular yerini, hastane içinde ki iç çatışmalar, yolsuz davranışlar ve bunun gibi yolunda gitmeyen bir takım sorulara bıraktı.  Örneğin, bu hastanenin bir temizlik elemanı 24 saat nöbet tutmak bizlere yasak ama yine de tutmak zorunda bırakılıyoruz diyor. Bir başkası ise, haftalık çalışma süremizin çok üstünde çalışıyor olmamıza rağmen ne mesai fazlası veriliyor ne de uzun süre çalışmamıza karşı çıkılıyor, hatta hiç tepki vermesek hiç görev yerimizden ayrılamayacağız, diyor.  Türk hastanelerinin birçoğunda öyle çarpık bir düzen oluşmuş ki. Bu hastane ve çalışanları buna sadece ufak bir örnek… Ülkemizde pek çok hastanede kan ve ilaçların servisler içinde taşınma görevlerinin doktor ya da sorumlu hemşirelerin işi olduğunu biliyor muydunuz? Peki, ikinci soru; siz hiç elinde bir kan ... Devamı

MEMLEKETİ YOLU, EVİ TUVALETİ GÖSTERİR!

2013-04-05 23:33:00

  Her şehrin belli başlı önemli cazibe merkezleri vardır ve gelen misafirler o cazibe merkezlerine bakarak geldikleri şehri değerlendirir. Ha, bu ne kadar doğru tartışılır ama genel geçer yargı tam olarak budur. Ben de bunun üzerinden sizlere çarpıcı birkaç örnek vereceğim. Enteresandır ama bakın mesela ben, bir mimar adayı olarak tasarladığım bir evde tüm kullanım alanlarımdan daha çok önem vereceğim tek yer o konutun tuvaleti olur.  Gülümsediğinizi görür gibiyim, hiç aklınıza gelmezdi değil mi bir tuvalete diğer mekânlardan daha çok önem verileceği?  Bir düşünün bakalım, ilk kez misafiri olduğunuz bir evdesiniz ve sordunuz “tuvalet nerede?” Size biraz enteresan gelecek olsa da, aslında o ev hakkında ki tüm bilgiyi evin tuvaletinden almanız mümkün!  Yine bunun gibi enteresan bir bilgiyi daha paylaşayım sizinle ve asıl konumuza da kapı açmış olalım.  Gittiğiniz bir memlekete dikkat edin bakın, o memleketin yolu, size gideceğiniz yer hakkında ipuçları verir aslında. İklimi, insanı, yöresi, hatta geçim kaynakları vs. Örneğin güneyden kalkıp kuzeye doğru yol alan bir yolcu A şehrinden B şehrine giderken,  gideceği şehrin iklimi ve diğer özellikleri hakkında pek çok ipucu edinmiş olur. Ama ya geldiği şehirde o ipuçlarına dair bir şey bulamaz da hayal kırıklığına uğrarsa ne düşünür dersiniz? Türkiye’nin hatta dünyanın dört bir yanından Trabzon’a gelen gerek iç gerekse dış turistleri ele alacak olursak şayet. Durum hiçte iç açıcı değil! Kara yolu kullanarak gittiğiniz ve şehirlerarası terminallerinde indiğiniz her yer sizin için, ilk kez gittiği bir evin tuvaleti gibidir. Orada yalnızsınızdır ve nasıl bulursanız öyle bırakırsınız! Gittiğiniz yer, ak... Devamı

Keser Döner Sap Döner, Gün Gelir Hesap Döner

2013-04-05 23:32:00

  Futbol’un Türkiye’de ki başkenti olarak nitelendirilen Trabzon’da batan bir güneşin ardından yeni bir gündem yaratmak zor olsa da biz hayata kaldığımız yerden devam edelim değerli okurlar. Ama yine de bu konuya değinmeden geçmek bir Trabzonspor destekçisi olarak beni rahatsız eder. Trabzonspor dışında futboldan pek anlamadığımı da itiraf ederek şunu söylemeliyim ki, sorunlarımızı öyle kahvehanelerde, dost meclislerinde veya sosyal ağlarda konuşarak bölünüp bölüştürerek çözemeyiz. Onur, savaş işidir ve o, birlikten doğan güç ile kazanılır. Camiamız başta olmak üzere, taraftar ve tribünler bir olmaktan yoksun, herkes kendi bildiğini okuyor kendi içinde kendiyle çoğalıp savaşıyor. Ben, gerek basın münasebetlerimden gerekse eş dost ile gittiğim Trabzonspor maçlarından keyif alamıyorum. Maçlarda beni en çok düşündüren şey, ne transfer ne puan, ben en çok bu taraftar ayrılığına üzülüyorum. Hayır, bir tezahürat yapılacak; biri yayla havası çalıyor öbürü jazz çalıyor mübarek. Birlik olunsaydı, bu zorlu ve dalgalı havada tek bir kaptan olsaydı, bu kentin güneşi batmazdı. Yolun açık olsun Şenol Abi… *** Geçtiğimiz hafta yazdığım “Dolmuşa Zam, Öğrenciye Hüsran” isimli köşe yazım ses getirdi. Yazımda, dolmuşlara yapılan zammı kınamış ve etik olmayan bu zihniyetin derhal geri alınmasını istemiştim. Öğrencilerin de desteklediği bu konu Trabzon Büyük Şehir Başkanı Sayın Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu’nun da dikkatini çekmiş ve konuyu inceleyerek bir itiraz yazısı hazırlamıştır. Bu gelişmeyle birlikte, zam kararı askıya alınmış ve konu bir ileri tarihe tehir edilmiştir bilgilerinize. Bu konunun peşinde olacağımı tekrar tekrar si... Devamı

DOLMUŞA ZAM, ÖĞRENCİYE HÜSRAN

2013-04-05 23:31:00

  Trabzon’un ismi son günlerde dolmuş zamları ve bunlara karşılık öğrencilerin gösterileri ile anılır oldu. Bu aslındher zam dönemi yaşanılası bir durum da, asıl benim kafama takılan, abi madem bu zammı veren her seferinde yersiz ve tutarsız davranıyor, madem bu öğrenciler her seferinde sokağa dökülüyor ya hu kimse de çıkıp demiyor ki, dur bir bakalım bir yerlerde bir yanlış falan mı var? Bu dolmuşa sadece öğrenci binmiyor ki. Öğretmeni de biniyor, mühendisi de toptancısı da, işçi si de ev hanımı da. Peki, neden kimsenin sesi çıkmıyor da sessiz sivillerin sesi öğrenciler oluyor? Coplanan, dayak yiyen benim garibim öğrencim oluyor? Bunlar öğrenci öğrenci! Belki de bu adamların eline su dökemeyecek pek çok insan alıyor bu kararları. Peki, onların suçu günahı ne? Mazota gelen zamla, yedek parçayla benim Cin Ali’min, benim Emel ılık süt iç’imin ne alıp veremeyeceği var? Şimdi bir de dolmuş esnafının gözünden bakayım da, tartı da adaletsizlik olmasın diyeceğim ama Türkiye’nin tam 76 ilini gezdim, kime gitsem herkes dolmuş esnafımızdan dertli arkadaş. Trabzon diyorum “dolmuşları” diyorlar. Artık gelene gidene nasıl çektirmişse bizimkiler… Arada tabii ki var iyisi hoşu var yok değil, onları tenzih eder tebrik ederim… Gerçi ülkemin her yerinde dolmuş hikâyeleri almış başını yürüyor. Bazen tüm bu muhabbetleri toparlayıp film yaptılar tarihte, kimi zaman da başlı başına bir radyo programı ya da mizah sanatı. Mesela ben Yomra dolmuşlarını kullanırım ara ara… Aman kullanmaz olayım! Böyle bir anlayış böyle bir hezimet olamaz… İnsanların her şeyden önce yediği ekmeğe saygısı olmalı, eğer o yoksa ekmek yemesine sebep olan şeye saygılı olması hiç beklenilesi bir durum olamaz. D... Devamı

TRAFİK VE MUTLULUK

2013-01-17 03:59:00

  TRAFİK VE MUTLULUK   Trafik, sadece araçların değil, yayaların da akışını sağlayan canlı bir varlıktır. Bu trafiğe can veren ise, sağduyulu sürücüler ile bilinçli yayalardır. Karşılıklı saygı ve sevginin birleştiği trafik hayatı, insanları mutlu edecek olan bir unsurdur. Hayatımızın stresli ve yoğun geçen zaman aralıklarında ise, yaşam sürecimiz gerek araç, gerek insan, gerek telefon trafiğinden ötürü iyice sıkışıyor ve stresli bir hal alıyor. Peki, bu yoğun trafiği atlatmanın çareleri neler olabilir? Bakın mesela bir zamanlar Trabzon’un Maraş Caddesi trafiğe kapalıydı ve insanlar, trafik yönünden mutluydular. Gerçi hoş, o zamanlar insanların ceplerinde trafik oluşturacak telefonları vs yoktu. Sonra taksiler geldi Maraş Caddesine ve gün içinde binlerce taksi yolcu indirip bindirir oldu ve şimdiki kısa beyaz minibüslerin yerine o taksiler vardı. Şimdi siz bu haldeyken bile önünüzde ki aracın bir yolcu indirip bindirmesi kadar geçen bir süreyi bekleyemezken doksanların Trabzon’unda her bir taksi her bir metrede yolcu indirip bindiriyordu ama daha mutluyduk yine. Peki, biraz daha yakın bir zamana gelelim ve bu sefer Trabzon’un en işlek ve en gözde caddelerinden biri olan Uzun Sokağa bir göz atalım. Yakın zamanda, Maraş caddesinin tam aksine trafiğe kapatılan bir sokak Uzun Sokak. Peki, mutlu muyuz? Hayır. Bugün Maraş Caddesi trafiğe kapansa mutlu olur muyuz? Yine hayır… E ama neden? Çünkü biz halen iki şeyi tamamlayamıyoruz, trafikteyken sağduyuyu, yayayken saygıyı... İstanbul’da ya da metropol kentlerde yaşayan insanlara bir bakın mutluluk hikayelerini bir anlatsınlar size. Yaşam alanlarına sadece 20Km uzaklıkta ki iş yerlerine gidebilmek için saatlerce önceden uykuya veda edip hayata merhaba diyorlar. Dakikalarca taşıma... Devamı